Aşk teadüfleri sever(miş). Evet severmiş de bu kadar çok tesadüfün göze sokulmasına gerek yoktu. Geçmişe dönük karelerin hepsinde sağdan Özgür(Mehmet Günsür) geçerken, soldan Deniz (Belçim Bilgin) geçiyor. Her karede neredeyse çizgi film tadında bir tesadüf abartısı. Evet hayatımızda belki de gerçekten ileride beraber olacağımız ya da hayatımızda önem arz edecek biri ile farklı mekanlarda bulunmuş olabiliriz. Ama o yıllarda zaten kaç tane mekan var ki Ankara’da, o tarz takılınan. Devamlı aynı mekanlara gidiyorsun ama hiç mi hiç göz aşinalığı olmuyor. İşte olmadı mı olmuyor.. ama bu da öykünün gerçekçiliğini biraz engelliyor. Evet geçmişine ait bir tek resmin bile kalmamış ama gene de genç yaşta alzheimer mı oldun da her şeyi unuttun.. Aslında aynı gün doğmalarından sonuna kadar her şey tesadüf..Eski sevgilinin tiyatro kapısında yatarken Özgür’ü bulması da bir tesadüf.. Öyleyse aşk değil, tesadüf olan: hayat tesadüf. Deniz’in bisikletin önüne kendini atması ve kaza yapan Özgür’ün ailesinin bu sayede oğullarının kalp hastası olduğunu öğrenmeleri..Kızın parkta oyun oynarken babasını başka bir kadınla görmesi, bunu yazdığı günlüğünü annesinin bulması ve ayrılmalarına neden olması da tesadüf.. Ya da kızın doğumunun erken olması dolayısıyla hayatta kalması. Öyleyse tesadüfler her zaman AŞK gibi güzel bir şeyi beraberinde getirmez. Bu sebeple adıyla çeliştiğini düşünüyorum filmin ben.
Filmin rahatsız edici yönü de; konuşmalarda çok tutukluk olması ve akıcılıktan yoksunluğu. Filmin başlarında bu daha çoktu ama ilerledikçe daha doğallaştılar ya da ben kanıksadım. Ayrıca, Özgür ve Deniz’in arasındaki aşktan öte onların ailelerinde yaşananlar daha gerçekçi ve anlamlıydı bence. Filmi kurtaran yan hikayeler olmuş desem umarım çok haksızlık olmaz. Altan Erkekli, Şebnem Sönmez, Ayda Aksel tartışmasız çok iyilerdi. Kahramanların çocukluk yıllarını oynayan çocuklar da çok iyi oynamışlardı. En favorilerim kızın küçüklüğü ve Özgür’ün ergenlik yılları.
Ama şu var ki izlerken bir sonraki adımı tahmin etmek zor olmuyor. Seyirciyi şaşırtan vurucu bir şeyler bekliyor insan. Ayrıca, bazı absürd şeyler de yok değildi. Madem merdivenleri çıkamayacağını biliyorsun, yatır alt kattaki koltuğa zorlamaya gerek yok. Hele kızın sevgilisinin annesi hakkında konuşurken tuvalette kadınla karşılaşması çok yapaydı. Aşk hikayesinden çok yan olayların ön plana çıkması bence olmamış. Zaten filme asıl güzelliğini veren onlar. Halbuki aklımızda kalanın ana hikaye olması gerekmez mi.?
Babam ve Oğlum, Issız Adam gibi duyguların suistimalini içeren filmleri keyifle izlemişlere tavsiye edebileceğim; Ankara’yı bilen, tanıyan, çocukluğunun bir kısmını orada geçirmişler için güzel bir nostalji yaşatabilen ama sonunun inanılmaz basit bir yaklaşımla bağlanmasıyla sıradan olarak yorumlayabileceğim klişe dolu bir film..
HAYATININ ÇERÇEVESİNİ NASIL ÇİZECEĞİNE SEN KARAR VERİRSİN.. TESADÜFLER DEĞİL..

gidelim mi gitmeyelim mi .d
YanıtlaSilmutlu oldum bir kadından şu cümleyi okuduğum için :) "Babam ve Oğlum, Issız Adam gibi duyguların suistimalini içeren filmler"
YanıtlaSil14 Şubat için yapılmış ticari bir film.
YanıtlaSil