Bir evlilik ister bildiğimiz tarz kadın-erkek arasında olsun ister iki kadın arasında olsun ayakta tutulması için emek harcanması gereken bir kurum. İşte bu filmde de vurgulanan bu sanırım. Ancak bu filmin nasıl komedi kategorisinde değerlendirildiğini anlamak zor. Bu filmin neresı komedidir.. Lezbıyen ilişki yaşamaları mı donör babayı bulmaları mı ve sonra yaşananlar mı..Bunların hepsi her ne kadar bizim toplumumuz için şimdilik olanaksız gözükse de hiçbiri komedi unsurunu içinde barındırmamaktır. Bu film baştan sona bir dramdır. Ara sıra gülümsemeniz tabi ki mümkündür ama komedi izleyeceğim diye oturup, film hakkında da hiçbir yorum okumamışsanız dumura uğramamak zor değil.
Filmi genel olarak fazla beğenmedim. Belki beklediğim tarz çıkmamasından olabilir. Ancak tartışmasız bir gerçek var ki Nic rolündeki Annette Bening Oscar’da güçlü bir kadın aday. Rolünün hakkını fazlasıyla vermiş. O kısa kesim saçları, yürüyüşü, tavırları, bakışları gerçekten lezbiyen mi acaba diye bile düşündürüyor.
Senaryosu çok ilginç bir film. Alışık olmadığımız tarzdan. İki kadın. İkisi de anne. İkisinin de çocukları var. Herhalde ikisi de boşanmış ve tek çocuklarıyla aynı evi paylaşıyorlar ya da kardeştirler, diye düşünürken kahvaltı sofrasında dudaktan öpüşmeleriyle olayı anlıyorsunuz. Çocuklar ikisine de anne demektedirler. Babaları aynıdır; ama bu baba ikisine de spermlerini veren donör bir babadır. Yani aslında özkardeştirler. Kardeşlerden biri 15 yaşındaki Laser ve 18 yaşındaki Joni’dir.. Artık babalarını merak etmektedirler ve bir şekilde babalarını bulup onunla görüşürler. Paul, orta yaşlarda restoran işleten hoş bir adamdır. Kendine bu yaşa kadar bir aile kuramamış, biraz hovarda bir yaşam tarzına sahiptir. Paul’u ilginç bulurlar. Hele kurallarıyla bunaltan bir anneye sahip olan Joni için Paul harika bir babadır. Annelerine görüştüklerini söylememeye karar verirler, ancak Laser’in davranışlarından onun eşcinsel olduğunu düşünen anneler onu sorgularken oğlan ağzından görüştüklerini kaçırır. Ve artık olan olmuştur. Paul de bir şekilde artık ailenin içine girer. Artık, değişik bir beşli olmuşlardır. Film boyunca aslında yaptığınız şey hepsinin yerine kendinizi koyarak düşünmek.
Nic, evin erkeği rolündedir. Evde otorite odur. Diğer anne Jules ise mimarlık okumuş olmasına rağmen birkaç işe girip çıkmış çalışmamaktadır. Ama hedefi peyzaj tasarımı yapmaktır. Bunu öğrenen Paul, restoranın bahçesini düzenleme işini ona verir. Nic, hafiften kıskanmaya başlamıştır. Bir erkek gibi Paul’den hoşlanmamıştır. Zaten, Jules’in çalışmasına şimdiye kadar engel olan da odur. Belki de aile üzerindeki etkisini yitirmek istemediğindendir. Ama Paul, artık hayatlarına girmiştir. Paul bir yandan Laser’le ilişkilerini de güçlendirmektedir. Laser, her ne kadar anneleriyle yaşamaya alışmışsa da bir babanın olması farklı bir duygudur.

Restoranın bahçesiyle uğraşan Jules, aslında farkına varmadan Paul’den etkilenmiştir. Ve bir gün kendilerine engel olamazlar ve beraber olurlar. Artık, bahçe işleriyle pek ilgilenmez ve zamanlarını sevişerek geçirirler. Yaklaşık 20 yıldır Nic’le lezbiyen bir ilişki yaşayan Jules için gerçek bir penis görmek ve gerçek bir sevişme yaşamak ilginç bir deneyimdir. Ancak gerçekten Paul’u sevmemektedir bence. Hatta yatakta Paul, sanırım aşık oldum dediğinde giyinip orayı terk eder ve sinirlenir. Çünkü, o da aslında ailesini sevmektedir ve bu düzeni de bozmak istememektedir. Paul ise aslında bir aileye ihtiyaç duyduğunu anlamıştır. Sevgilisi Tanya’ya 50 yaşına geldiğinde hala aile kuramamış biri olmak istemiyorum, der.
Ve tabi ki Nic’le sorunlar başlar. Araları pek iyi değildir. Nic, şüphelendiği için bahçedeki gelişmeleri görmek için bir yemek yemelerini ister. Yemek sırasında banyoya giden Nic, Jules’in saçlarını küvette görür, emin olmak için yatak odasına gider ve yatağın yanındaki komidinin üstünde gördüğü Jules’in saç tokası her şeyi anlamasına neden olur. Eve döndüklerinde bu konuyu anladığını belirten Nic’le Jules tartışırken çocuklar kapıdan her şeyi duyarlar. Burada açıkcası Laser’in sevineceğini, annesinin donör de olsa babasıyla böyle bir ilişki yaşamalarını onaylayacağını düşünmüştüm. Ancak, çocuklar onları öyle benimsemişlerdir ki; nasıl normal bir evlilikte aldatan tarafa tepki gösterirlerse onlar da öyle davranırlar. Tartışmaları sırasında Jules “Değer verilmeye ihtiyaç duydum” der. Bu söylemiyle aslında Jules, çoğu kadının evliliklerden, beraberliklerden beklentisini vurgulamaktadır. Her şey yolunda bile görünse bir beraberlikte karşınızdaki kişiye gereken değeri vermezseniz, ona işi ve yapmak istediği şeyler konusunda destek olmazsanız, hep “Benim düşündüğüm doğrudur.” derseniz bazı şeyleri de göze almanız gerekmektedir, çıkarımını yapabiliriz.
Bu olaydan sonra o mutlu aile tablosu gitmiştir. Çocuklar Jules’e sırt çevirirler. Paul’u ise görmek istemezler. Joni, yakında üniversiteye başlayacaktır ve onun hazırlıkları da bir yandan sürmektedir. Paul de dahil herkes mutsuzdur. Paul, bir akşam kızıyla konuşmak için kapıya gelir. Üniversiteye gitmeden onu görmek istemektedir. Ancak kapıya gelen Nic, ona öyle bir konuşma yapar ki gerçekten rolünün hakkını burda vermiştir. Ama gene de benim adayım Natalie Portman’dır.
Ve o gece Jules, onlardan af diler, pişman olduğunu söyler, annelerini sevdiğini belirtir ve “Evlilik zordur, evlilik lanet bir maratondur.” der. Bence filmde dikkat çeken şey her ne olursa olsun arada sevgi varsa affedicilik de olmalıdır.
Ama bu konuşma da hala durumu hafifletmemiştir. Ertesi gün Joni’yi okulundaki odasına yerleştirirlerken Joni’nin yalnız kalmak istemesi üzerine dışarı çıkarlar. Ancak, çok kısa bir süre sonra Joni onları ne çok sevdiğini anlar ve dışarı çıkar. Onları bulamaz. Veda etmeden gittikleri sanıp üzülürken ailesi gelir. Ve artık her şey yoluna girmiştir. Joni’yi orda bırakıp evlerine dönerlerken el ele tutuşan Nic ve Jules’e arabanın arka koltuğunda oturan Laser, öyle bir bakışla bakar ki o böyle mutludur.
Böyle bir ilişki kimine göre doğru kimine göre yanlıştır ama kişi nasıl bir ailede doğmuşsa ona alışır ve en doğru şey de kendi ailesidir. Burda kaybeden, -donör baba- Paul olmuştur. Eğer bir aile kurmak istiyorsa mutlaka ve mutlaka bir emek harcaması gerekmektedir. Sadece fiziksel açıdan katkıda bulunmak kimseyi ebeveyn yapmaz, yapamaz. Bu açıdan, çocuklar donör babalarını tanımalılar mıdır gerçekten?
Hatalar affedilmeyi bekler...