25 Haziran 2011 Cumartesi

KIYIDAN UZAKLAŞTIM



Yaşamı kıyısında yaşamak ya da olabildiğince açılmak.. Kıyıdan uzaklaşmadığın sürece kıyıdaki çakıl taşlarını alır atarsın denize, kumdan kaleler yaparsın. Bozarsın kaleyi, gene aynı kumlarla yeni bir kale inşa etmeye çalışırsın. Sonra gelir bir büyük dalga o kaleyi de yıkar geçer. Bir kısım kumu da alıp götürür denize. Sonra bir gün başka bir dalga aynı kumları gene getirir serer senin ayaklarının dibine. Bu böyle sürüp giden kısır bir döngü haline gelir, sen kulaç atmak için denizin uzaklarına gözünü dikip bakmazsan ve bir gün kıyından uzaklaşmaya karar vermezsen.

Ve bir gün beklenen an gelir korkularını yenersin, atarsın adımını, girersin denize ve önce küçük küçük sonra büyük kulaçlarla yol almaya başlarsın. Uzaktan baktığın o sonsuz derinliğe daha dikkatle bakmaya başlarsın. Ne çok şeyi ıskalamışssındır yıllarca, ne çok güzellikten yoksun kalmışsındır yaşamında. Oysa, bu güzellikler hep burdaydı, sen yokken de. Ama görünmedikten sonra güzellik, varlığını sürdürmesinin ne anlamı vardır ki... Attığın her kulaçta yeni bir dalga oluşturursun,  girdaplar yaratırsın. Kendi girdaplarında boğulma tehlikesi geçirirsin çoğu zaman. Belki de gözüne kaçan tuzlarla yanar canın. Ama artık çıkmışsındır sonsuz yolculuğuna, dönmek sana yakışmaz. Dönsen artık sen eski sen değilsindir. Bir kez, daha güzelini görmüşse göz, eskiden güzel sandıklarına döner bakar mı? Gene yaşamını kıyısında sürdürmeye devam edebilir mi? Öyleyse açılmışken derinlere dönüş yolu artık imkansızlık literatürüne girmiştir. Ve şunu bilirsin ki, kendi dalganda boğulacaksan bile büyük denizde boğulmuşsundur. Ve üstelik tüm derinliklerine, güzelliklerine şahit olarak yaşamın.

Öyleyse, dönüş yolu hala gözden kaybolmamışsa da artık dönmeyi istemezsin. Gözünü kaparsın tuzlardan korunmak için ve daha büyük daha hızlı yüzmeye devam edersin yolculuğuna, korkmadan...

23 Haziran 2011 Perşembe

Aşk Bitti




Aşk bitti 
Elimden sanki minik bir balık kayıp gitti 
Aşk bitti 
İçimden sanki bir şeyler kopup gitti 
Aşk hiç biter mi 
Hiç bir şey olmamış gibi 
Boşlukta kaybolup gider mi 
Aşk hiç biter mi 

13 Haziran 2011 Pazartesi

Bu Gün Yeni Bir Gün



Bu gün yeni bir gün. Üstesinden gelemeyeceğim şeyleri artık düşünmeme kararı aldım. Sabah inanılmaz bir şekilde garip uyandım.  Feci sıcaktı, bütün camları açtım, ama sıcak bir türlü geçmiyor, içten içe gelen o garip duygu bir türlü gitmiyordu. Heralde başka bir paralele gitme zamanım gelmişti J Evin içinde ne olduğunu anlayamadığım sancılar içinde dolanıp duruyordum. Bari yatağıma gideyim  diye adımımı attığımı hatırlıyorum en son. Gözümü açtığımda yerde yatıyordum. Hiçbir acı hissetmiyordum, demek ki yavaş düşmüştüm. Ama rahatlamıştım, içimdeki o belirsiz ve garip duygu geçivermişti. Sonra yatağıma geçtim, uyudum.
Demek ki böyle bir gün, fark etmeden yaşamımın sona ereceğini ayrımsadım . Öyle ne kadar baygın yatmıştım bilmiyorum. Ama orda öyle sonsuza kadar ya da en azından birileri beni bulana kadar kalabileceğimi fark ettim. Ve hayatın karşıma çıkardığı olumsuzluklar karşısında aslında bu kadar da naif olmamam gerektiğini idrak ettim.  İnsanların umursamazlığına karşılık kendimi neden bu kadar üzdüğüme kızdım. Hayat devam ediyordu oysa.  Eğer, ruhum bu bedenimin içine girerek bana yaşama şansı vermişse, ruhuma ve bedenime gereken değeri vermeliydim. Onlara gereken özeni göstermeli, beslenmeme, uykuma, yaşam tarzıma, her şeyime dikkat etmeliydim. Biraz oluruna bırakmalı, düşünmemeliydim. En ufak sorunda çekip giden bencillerden uzak durmaya çalışmalıydım. Her şeyden önce kendim önemliydim. Artık insanları kırmamak adına, ayıp olur mu acaba adına yaşamayı bırakmalıydım. Yanımda, çevremde artık beni mutsuz edecek insanlara yer vermemeliydim. Kendimi önemsemeliydim. Çünkü bir gün, öyle yapayalnız ölüp gitmek vardı. Bu sabah gözümü açtığımda yerde kendimi bulmam bunları düşündürdü işte bana..

Bugün yeni bir gün.


11 Haziran 2011 Cumartesi

BEN BENDEN OLGUN İNSAN İSTERİM


Ben;
Benden olgun insan isterim karşımda!
Benden dürüst,
En ufak dalgada,
Arkasını dönmeyecek kadar olgun.
Arkamı döndüğümde,
Sırtımdan vurmayacak kadar güvenilir.
Bir o kadar cesaretli olmalı.
Yağmurdan ıslanıp,fırtınadan kaçmamalı.
Ayağı taşa takılınca kayadan korkmamalı.
İşine gelince sevip,
Zoru görünce bırakmamalı!

                                                CAN YÜCEL

BİR ŞEHRİ TAM KALBİNDEN, BEYNİNDEN VURUP GİTMEK VAR..

6 Haziran 2011 Pazartesi

Hayatı ıskalama lüksün yok senin...



Bir aşk için yapabileceğin her şeyi yaptığına inanıyorsan ve buna rağmen hala yalnızsan, için rahat olsun. Giden zaten gitmeyi kafasına koymuştur ve yaptıkların onun dudağında hafif bir gülümseme yaratmaktan başka hiçbir işe yaramayacaktır.
 Sen kendini paralarken o her zaman bahaneler bulmaya hazırdır. Hani ağzınla kuş tutsan "Bu kuşun kanadı neden beyaz değil?" diye bir soruyla bile karsılaşabilirsin.. iki ucu keskin bıçaktır bu işin. Yaptıklarınla değil yapmadıklarınla yargılanırsın her zaman. Bu mahkemede hafifletici sebepler yoktur. İyi halin cezanda indirim sağlamaz.
 Sen, "Ama senin için şunu yaptım" derken o, "şunu yapmadın" diye cevap verecektir. Ve ne söylesen karşılığında mutlaka başka bir iddiayla karşılaşacaksındır. Üzülme, sen aşkı yaşanması gerektiği gibi yaşadın. Özledin, içtin, ağladın, güldün, şarkılar söyledin, düşündün, şiirler yazdın. "Peki o ne yaptı" deme. Herkes kendinden sorumludur aşkta. Sen aşkını doya doya yaşarken o kendine engeller koyuyorsa bu onun sorunu. Bir insan eksik yaşıyorsa, ve bu eksikliği bildiği halde tamamlamak için uğraşmıyorsa sen ne yapabilirsin ki onun için? Hayatı ıskalama lüksün yok senin. Onun varsa, bırak o lüksü sonuna kadar yaşasın.
 Her zamanki gibi yaşayacaksın sen. "Acılara tutunarak" yaşamayı öğreneli çok oldu. Hem ne olmuş yani, yalnızlık o kadar da kötü bir şey değil. Sen mutluluğu hiçbir zaman bir tek kişiye bağlamadın ki.... Epeydir eline almadığın kitaplar seni bekliyor.Kitap okurken de mutlu oluyorsun unuttun mu? Kentin hiç görmediğin sokaklarında gezip yeni yaşamlara tanık olmak da keyif verecek sana. Yine içeceksin rakını balığın yanında. Üstelik dilediğin kadar sarhoş olma özgürlüğü de cabası....
 Sen yüreğinin sesini dinleyenlerdensin ve biliyorsun aslolan yürektir.Yürek sesi ne bilmeyenler, ya da bilip de duymayanlar acıtsa da içini unutma; yaşadığın sürece o yürek var olacak seninle birlikte. Sen yeter ki koru yüreğini ve yüreğinde taşıdığın sevda duygusunu. Elbet bitecek güneşe hasret günler. Ve o zaman kutuplarda yetişen cılız ve minik bitkiler değil, güneşin çiçekleri dolduracak yüreğini...
                                                                                   Nazım Hikmet

Her ne yaşarsa yaşasın insan, yüreğinin sesini dinlemişse eğer yaşadıklarının getirdikleri pişmanlık olmaz. O yüreğine kattığı sevinçleri göz ardı etmez. O yaşanmışlıklar, hayatı da yaşamanın getirileridir. Üzüntüleri de olsa yaşananlar hep kardır insana. Yaşadıklarının anılarıdır, güzellikleridir yaşamına anlam katan. Iskalanmamış bir hayat yaşayarak ruhuna ve bedenine verdiğin bir ödüldür, yüreğinin sesiyle yaşadığın her şey...